DOĞU BATI SENTEZİ 2012- İzlenimler, Paylaşımlar 2

Ekleyen | Yayın tarihi:2014-04-26 12:11:55

KERİM AĞACANOĞLU / 2011 / HAKKARİ

Hi friends,I really wish I was with you this year. As you know,I have been an activist of NGO’s for many years and I participated in many camps,meetings, activities etc. And I extremely believe that the activity which I have liked most so far and the most useful one was the East-West Camp I joined last year. By coming together from East and West parts of the world and making great and permanent friends in just a one week-time, really seems unbelievable, but it is real At Afacan Youth House, I have experienced the most unforgettable days in my life. I overcame all of my prejudies and I witnessed that so many prejudies were overcome. Also, I saw that differences of languages and cultures weren’t barriers to live altogether indeed, on the contrary, I felt that as if it was a huge oxygien for milliones of flowers in our world garden. Afacan Youth House is a very happy miniature of our big world. I wish we brought all the world together at that happy place.
Lots of love and respects to all of you and especially to Genç-Tur. I hope I will be there with you next camp…

OĞUZ CAN AK / 2011-2012 / ORDU

Bu kamp olayları nedir geçen seneye kadar bilmezdim, ta ki Hülya ablayla yolumuz kesişene kadar.Doğu Batı kampı diye bir şey olduğunu öğrendim,Türkiye’nin ve Dünyanın farklı bölgelerinden gençler bir araya geliyormuş,kulağa çok hoş geliyordu farklı kültürler tanımak yeni insanlarla tanışmak…İlk kampıma geçen sene katıldım ve kim güzel ne söylediyse inanın az bile söylemiştir,gerçekten anlatılarak değil yaşanılarak görülmesi gereken bir ortam.O kadar farklı bölgelerden o kadar güzel insanları bir araya toplayabilmek gerçekten inanılmaz bir şey.Bu kampa katılana kadar 1 hafta gibi bir süre içerisinde ciddi dostluklar kurabileceğime ihtimal vermezdim,ama orası öyle bir yer ki herkesle hemen kaynaşıyorsunuz.ilk gün bitmez dediğiniz kamp hemen bitiveriyor,ayrılamıyorsunuz o insanlardan hemen bağlanıyorsunuz.Ben orada çok ciddi dostluklar kurdum,kardeşim diyebileceğim insanlar tanıdım.Kampla sınırlı kalmayıp kamptan sonrada görüşmelerimizi sürdürdük.1 hafta içinde her anı dolu dolu yaşayabiliyorsunuz orda.Çeşitli atolyöler,oyunlar,sunumlar,aktivitiler saymakla bitmez…Geçirdiğim muhteşem ilk kamptan sonra normal hayata alışmak çok zor olmuştu,sürekli oradaki dostlarımızla buluşup görüştük. Bu sene tekrar katılma şansı yakalamıştım Doğu-Batıya..Geçirdiğim o muhteşem kamptan mükemmel arkadaşlıklardan sonra 2.defa aynı ortamı yakalamayacağımı düşünmüştüm.Bu ön yargıyla gittim oraya.Ama bunun sadece bi ön yargı olduğunu anlamam hiçte zor olmadı.Nasıl beceriyorlar nasıl seçiyorlar öyle uyumlu harika insanları bir araya toplamayı gerçekten inanamıyorum.Bu sefer birincisi gibi olmaz dediğime utandıracak kadar güzel bir kamp daha geçirdim.Her şey iyi hoş güzel ama kötü yanları yokmu J var tabi ki.. En kötü yanı o insanlardan ayrılamamak,veda gecesinde birlikte eğlenirken aslında onun son gecemiz olduğunu bilmenin verdiği burukluk.Son gece uyuyamamak ve sabah hiç olmasında gitmeyelim demek bu kampın en kötü yanı.. Gerçekten ayrıldıktan sonra günlük hayata uyum sağlamakta çok zorluk çekiyorsunuz.Buradan yetkililere sesleniyorum lütfen buna bir çare bulun :) .

Bu işi yaparken vaktini harcayan,sabırla bizlerle ilgilenen insanların yüreğindeki temizlik yüzlerinede yansımış, her şey o kadar güzel,o kadar içten ve samimi ki bunları kelimelere döküp yazması gercekten çok zor.Yaşayarak Öğrenmek en güzeli :) .

ABDULLAH ŞİRİN / 2012 / SİİRT

8 GÜNLÜK YAŞANMIŞLIĞIN GETİRDİKLERİ ÜZERİNE…

Sanıyorum herkes aşağı yukarı aynı cümleyle başlayacak düşüncelerini anlatmaya.Belki ilk kurduğum cümle dahi aynı olacak hepimizde.Ancak bunu ‘norm’al karşılamak gerekir diye düşünüyorum; Çünkü hepimizin ortak bir duygusu vardı o haftanın sonunda:Mutluluk…

Başvuru yaptığımda aklıma gelen düşünceler hatıralarımda canlanıyor tekrardan.Her anlamda çok yoğun bir dönem yaşıyorduk ve arkadaşlarımızdan bazıları zor durumlara düşmüştü.Haliyle hepimizde bir vazgeçmişlik işgali başlamışken üstelik kimse bizi dinlemiyorken bu dönemde ; tanıştığım bir dost ve ‘insanlara acaba bir şeyler duyurabilir miyim?  Bir nebze olsun coğrafyamda yaşananları burada yaşamayanlara anlatabilir miyim?’ soruları kafamda yankılanıyorken; neden olmasın ki diyerek başvurdum.

Evet gayet böyle bir ideale inanarak başvurmuştum ve ben bu kadar da sıkıcı ve ciddi birisiydim :) ) Ama işte anladım ki sen zaten inandığın gibi yaşıyorsan insanlar seni anlamak için çaba sarf edecektir ve sen her ne kadar da beni anlamayacaklar desen de onlar seni anlamak için daha çok efor harcayacaklardır. Yeter ki hiç tanımadığın hatta ’merhaba’nın ikinizin lisanında farklı olduğu yeni biriyle tanıştığında ona içten gülümse ve sadece içindekileri ver gerisini o bakış ve asla ölmeyecek olan iletişim içgüdüsü halledecektir.

Birkaç önyargım vardı. Anlaşılamamak,yadırganmak..Neyse ki kamp süresince korktuğum olmadı yani kimse beni dövmedi :) yüzüm sağlam döndüm mutluyum sevinçliyim yaşasın YAŞÖM!

Bu son anlattığım tamamen kendimle ilgili bir şey bana yazılan notlardan iki tanesi şöyleydi: her ne kadar da fikirlerimiz uyuşmasa da… ; fikir ayrılığımız olsa da…” bu şekilde başlayıp iyi sonlandı ikisi de hoşuma gitti çünkü insanlar fikirlerimi beğenmese de kişiliğimden rahatsız olmamışlar ne kadar güzel ne kadar güzel :) )

Diğer HABERLER

Yaklaşan Etkinlikler