Renk, Zeka ve Eğlence: Rübik Küp Atölyesi

Ekleyen | Yayın tarihi:2014-04-28 15:58:17

Hepimiz çocukluğumuzun bir döneminde rübik küplerle oynamışızdır. Kimimiz hırs yapıp sonuna kadar her rengi tamamlamak istemiştir, kimimiz ise pes edip rübik küpünü kenara atmıştır. Ben çok hırs yapıp en son pes etmeye mecbur kalanlardandım. ‘’En azından şu kadarını tamamladım, sen kaçını tamamladın sanki’’ diye arkadaşlarımızla söylensek de hepsini tamamlayanlara imrenek bakmışımızdır. Benim içimde kalan uktelerdendir rübik küp, bir gün seni alt edeceğim diyordum ve nihayet emelime ulaştım!

Rübik küpü ‘‘zeka küpü’’ ya da ‘’sabır küpü’’ olarak da biliniyor. Evet,  çok çabuk çözenlere hepimiz ‘’çok zeki’’ sıfatını gönül rahatlığıyla veririz ve sahiden sabır işiymiş, bir kere daha anladım bu atölye sayesinde.

Öncelikle atölyeyi duyduğumda ‘’Yahu rübik küpün atölyesi nasıl olur ki?’’ diye bolca şaşkın ve meraklı bir tepki vermiştim.  Her işin bir yolu yordamı olduğu gibi bizim rübik küpünde algoritmaları varmış. Basamak basamak ilerleyerek öğrendik. 1. basamak, 2. basamak derken hep bozup yeniden yapıyorduk. Bazen 3-4 kere bozduğumuz oluyordu. ‘’Yahu bozmasak, ne güzel yaptık işte’’ diye mırıldansak da (sahiden insan bozmaya kıyamıyor) her basamağı pekiştirmek adına defalarca tekrarladık. 7. basamak, 9. basamak derken bitti küpümüz! Gerçekten bitmişti! Ama bu basamaklar esnasında bazen tek yanlış hamlemizde baya gerilere gittiğimiz oluyordu. Rübik küp bir yandan o kadar tatlı, bir yandan da o kadar fena bir şey ki! Tatlı olan yanı hamlelerinizle şak şak diye renklerin dizilişi, sizin o mantığını kavrama, olaya vakıf olma durumunuzdaki ruh haliniz. Fena olan yanı ise yaptığınız 1-2 yanlış hamleyle rübik küpünüzün rengarenk olabilmesi. Halbuki ne emeklerle geçmiştiniz o basamakları, alın size renk çorbası!

Zamanın nasıl geçtiğini sahiden anlamadık.  Bol bol muhabbet ettik, bir yandan hamleleri iyice pekiştirelim derken baya kaptırdık kendimizi. Yemek molası verdiğimizde herkesin beyni biraz akmıştı. Çünkü cidden zihin yorucu bir şey ve bir o kadar da zihin açıcı. Hepimizin şakaklarının kenarı bir nebze sızlıyordu, buna rağmen gülümsüyorduk. Hatta Başar arkadaşımız yemeğe de getirmişti küpünü, o kadar bağlandık hesap edin. ‘’Tramvayda, otobüste de çözerim ki ben bunu’’ diye mırıldanır olmuştuk. Pratik yapmak şart bu arada, yoksa unutulabiliyor.

Atölyeyi veren Erlin arkadaşımıza buradan bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Dünyada bu işe cidden gönül vermiş kişiler varmış. Bu alanda kırılan rekorlardan falan bahsetti, gözü kapalı olarak çözenler mi istersiniz, ayaklarıyla çözenler mi, en az hamlede tamamlayanlar mı neler neler! Bir teşekkür de atölyeye katılan arkadaşlarımıza gelsin. Çok keyif aldığımız, algoritmalarını yaşayarak öğrendiğimiz güzel bir atölye oldu.

Ve benden size küçük bir tavsiye! Rübik küp alacaksanız, küpünüzün kolay hareket edebilen olmasına dikkat edin. Yoksa benim gibi ‘’dönmüyor yahu bu’’ diye söylenirken kanser olup, rübik küpünüzü kırabilirsiniz. Benden söylemesi!

Nefise DİNDAR

YAŞÖM, Ocak 2014