Makedonya'da Bir Eğitim Semineri

Ekleyen Nefise Dindar | Yayın tarihi:2014-08-07 13:53:43

Herkese merhaba,

Ben YAŞÖM gönüllüsü Fatih. YAŞÖM'e ilk adımımı 6 ay önce İngilizce'mi geiştirmek için konuşma kulübüne gelerek attım. Havanın soguğuna inat YAŞÖM'deki insanlar o kadar sıcaktı ki hemen kaynaşma fırsatını yakaladık. Herkes bilgisini ve yetisini diğerleri ile seve seve paylaşıyordu. Sana ise sadece bunu yaşayarak öğrenmek kalıyordu. Ben de acaba ne yapabilirim diye düşünürken aklıma üniversitede eğitim dilim olan Rusça geldi. Talepler toplandı ve kulüp açıldı. Böylelikle ben de YAŞÖM ailesinin bir ferdi oldum.

 

Bir gün Facebook grubumuzda bir duyurunun paylaşıldığını gördüm. Balkan devleti Makedonya'nın Struga şehrinde seminer vardı. Seminerin başlığı şöyleydi : "Youth Unemployment, Poverty and Marginalism" yani "Genç İşsizliği, Fakirlik ve Marjinalizm". Sekiz ülkeden (Almanya, İtalya, Litvanya, Makedonya, Malta, Polonya, Romanya ve Türkiye) 24 katılımcı 7 Haziran’da seminer için buluşacaktı. Başvurdum ve hazırlıklara başladık. 6 yılım Bakü'de geçtiği için yurtdışı deneyimim vardı ama 2009'dan beri yurt dışına çıkmamıştım. Dolayısıyla pasaportumun rengi hala lacivertti. Bordo pasaportuma kavuştuktan sonra uçak biletlerimi de almıştım. Bu sevimli balkan ülkesi ile vizelerin karşılıklı kaldırılmış olması da ayrı bir sevinç kaynağıydı.

 

Artık takvimler 7 haziranı gösteriyordu. Veda zamanı. Sabahın 4'ü. Mışıl mışıl uyuyan İstanbul'u uyandırmadan Atatürk Havalimanı'nın yolunu tuttuk. Her zamanki gibi kalabalık ve canlıydı. Anons ile birlikte kahvaltım da sonlandı. Bir saat havada kalacaktık. Üsküp güneşi ile Makedonya'ya 'Merhaba' dedik. Artık havalimanında her şey Türçe/İngilizce yerine İngilizce/Makedonca/Arnavutça idi. Beni otogara götürecek otobüsün kalkmasını beklerken arkamdan birinin seslendiğini farkettim. Anlaşılan seminere Samsun'dan katılan Dursun ile aynı uçakta gelmişiz. Artık Üsküp'te 3 katılımcıydık. İlsu bizden 2 gün önce gelmiş ve şehri keşfetmeye çoktan başlamıştı. Daha sonra gruba dahil olacak Alican ile beraber grup 4 kişi olacaktı. Yolda farklı farklı macera ve dostluklar yaşayarak Struga şehrine varmıştık. Odalarımıza yerleştikten sonra diğer katılımcılarla tanışmak için toplandık.

 

Seminer programı açıklandı. Yoğun ve eğlenceli geçeceği belliydi. Beyin fırtınaları, sunumlar, tartışmalar, kimsesizler için açık artırma, kültür geceleri, oyunlar, Ohrid kültür gezisi ve diğerleri. Bütün bu yaşanan güzelliklerden sonra seminer günü gelip çattı ve Üsküp'teki otelimize yerleşmek için yola çıktık. Seminerdeki arkadaşların güzel sunum ve iletişim becerileri ile Makedon gençlerin gönlünü fethetmeyi başardık. Ve yine veda vakti. Herkes evine dönecekti. Benim ise Üsküp'te 2 günüm daha vardı. Semineri organize edenler ile beraber kimsesiz çocukları ziyarete gittik. Daha sonra Üsküp'ü keşfetmeye başladık. Gecesi ayrı güzel, gündüzü ayrı güzel. Eğer bir gün Makedonya'ya gidecek olursanız mutlaka Şopska salatasının ve Arnavut tatlısı Triliçe'nin tadına bakmalısınız. Depremden sonra müzeye dönüştürülen eski tren garını, Türk Çarşısı'nı ve Matka Kanyonu'nu görmelisiniz.

 

Bu seminer ile beraber ülkelerin inovasyon ve üretim kaynağı gençlerin iyi bir eğitim aldıktan sonra meslek sahibi olmaları gerektiği aksi halde Avrupa'nın dinamo gücü Almanya dahil bütün kıtanın sıkıntı çekeceği ve fakirleşeceği bir gerçek. Bunun yanında marjinalist gruplara da (LGBT, engelliler, eski hükümlüler, evsizler vb) en az kendimize tanıdığımız kadar yaşam ve özgürlük alanı tanımalıyız.

 

Fatih YALÇIN, Haziran 2014